blog1Tribün kültürü dendiği zaman aklımıza ilk gelen takımlar tabiki üç büyükler ve ardından Bursa, Karşıyaka. Sakarya, Kocaeli, Göztepe, Eskişehir, Ankaragücü gibi daha birçok takım taraftarları… Bu şehirlere veya semtlere gittiğinizde sokaklar caddeler  bayraklarla doludur. Esnaf dükkanlarına ya bir poster ya da kulüp flaması asmıştır.
 
 
 
 
 
 
blog2
Bizler çok uzun yıllar bu kulübe ve tozlu tribünlere gönül vermiş insanlar olarak hep bunun özlemini çektik. Keşke dedik bizde üst liglerde oynasak bizimde stadımız olsa hatta sadece üstünün kapanması razıydık.
 
blog3
1991’ den beri gelen gelenek bir Fethiyespor sevdalısı grup vardır. Apaçiler !!! Her ne kadar ismi günümüzde farklı kullanılsa da geleneğini Kızılderililerin birlik beraberlik duygusundan alan cefakar gruptur. Kimler geldi kimler geçti bu gruptan. Kimisi uzaktan el sallıyor bizlere kimisi özlemle anan gözlerle bakıyor. Kulüp geçmişimiz ve tribün geçmişimiz bu kadar eskiye dayanıyorken tribün ve futbol kültürümüz yeni olgunlaşıyor. Özellikle 30 Ağustos 2009 da oynadığımız Göztepe maçında sonra şehirde bir ayaklanma ve kıpırdanma gördük. Gördük ki bu katlanarak devam etti.  Gerek esnafımız gerek Fethiye halkı Fethiyespor’a olan bakış açısı olumlu bir değişkenle hızla gelişti.
 
Yazımın başında belirttiğim gibi çok eskiden beri gelen gelenekleri olan takımları saymıştık. Ve ortak özellikleri olarak ilk göze çarpan bir çoğunun Marmara bölgesinde veya büyükşehirlerde yer almasıdır. Yani insanlar arası etkileşimin ve iletişimin  çok ve çeşitliği olduğu, birbirleriyle oynadıkları maçların etkisi,  yapılan deplasmanlar, söylenen besteler, asılan pankartlar… Hep bir birlerinin uygun bir şekilde etkileşimidir. Fethiye 90.000 lik nüfusu ve İzmir Ankara İstanbul gibi büyük şehirlere uzak olması nedeni ile  bu etkileşimden hep uzak kaldık.
 
Günümüzde teknoloji  ve sosyal medya kullanımı ile bu etkileşim artık evlere hatta telefonlara indirgendi. Yani deplasmana gitmeden beste yapmadan sanki bütün bunları yapıyormuş hissine kapılıp artık bizim de bir tribünde kültürümüz var demeye başladık. Hayır !!! Bu o kadar kolay değil. Youtube’dan video izleyerek bu kültür maalesef olmuyor.
 
Baktığımız zaman takım sevdası babadan veya büyüklerden çocuklara geçen bir sevdadır. 1984 de ilk kez profesyonel olmuş bir kulüp olarak, şuan 20-30 yaşlarındaki insanların bir çoğu babadan veya büyüklerinden Fethiyespor sevdasını göremedi. Bizim profesyonel olduğumuz dönemlerde o saydığım takımlar tribün kültürünü çoktan yerleştirmiş ve geliştirmeye başlamıştı. Şanslıyım ki; 1993 senesinde babam elimden tutarak götürdüğü yağmurlu bir Fethiye spor maçıyla tanıştım bu sevdayla. Ancak çoğumuzun böyle bir başlangıcı olmayabilir. Bu bizlerin veya onların suçu değil. Çünkü bizim sürecimiz daha yeni başlıyor.
 
Onlar; 1980 lerde 1990 larda çocuklarını alıp maça gidiyorken, abileri mahallelerde deplasman hikayelerini anlatıyorken, amcaları yiğenlerine o şehrin atkısını formasını alıyorken bizler profesyonel ligin ne olduğunu öğrenmeye, hazmetmeye çalışıyorduk. Yalnız, hiçbir şey için geç kalınmış sayılmaz.  Çocuklarımızın elinden tutup, endüstriyel futbolun bize ilgilenmekle zorladığı 3 büyüklerin maçına değil de memleketimizin ya da ekmeğini yediğimiz Fethiye’mizin takımı olan Fethiyespor’ un maçlarına götürebiliriz. Çocuklarımızın karne hediyesi 120 tl lik İstanbul takımlarının forması yerine, armasında senin kalbinin de bulunduğu Fethiyespor forması alınmalıdır. Eğer soğuktan üşüyorsanız havanın soğuk olmasından değil, Fethiyespor atkısı takmadığınız için üşüyorsunuzdur. Şimdilerde  kulübümüzün imkanlarını buna çok uygun. Bunu 1999-2004 arası Fethiyespor atkısı bulunmadığında, terziye lacivert beyaz yün atkı ördüren bir neslin üyesi olarak söylüyorum.
  
Tribün kültürünü yerleştirmiş olan tüm kulüplere saygımız sonsuz. İyi ki varlar. Bu demek değil ki onları örnek alıyoruz veya özeniyoruz. Biz Fethiyeliler olarak hepimizi biliyoruz ki burası çok farklı bir şehir. 90.000 nüfuslu bir ilçe takımı 10.000 kişiye oynuyorsa bir durup düşünmek lazım. Bunun oranını 1/9 olarak hesaplarsak  diğer takımlarının oranlarının oldukça üstündedir. Kendimizi lütfen küçük görmeyelim, Fethiyeli istesin yeter.
 

blog4

Biz Fethiyesporlu taraftarlarının hiçbir zaman bu saydığımız üç büyükler ve çok eskiden gelen gelenekli takım taraftarlarla yarışmak hatta onlardan daha iyi olduğumuzu savunmak (sadece tribün kültürü olarak) gibi derdimiz  yok. Bizler daha yeni başlıyoruz. Onların 20-30 yıl önce yaşadığı duyguları, oluşumları bizler henüz 7-8 yıldır yaşıyoruz. Daha yolun çok başındayız. Tribünümüzün üstünün kapanması demek yağmurdan ıslanmamak demek değildir. Bir ailenin aynı evin içinde olması gibi, Aynı damın altında bir olup birlik olmak demektir.  Uzun çekilen üçlüden kısa 3 tek vuruşlu üçlüye geçmek demektir. Elimizi avuç içine vurarak alkışlamak yerine dik ve sert bir şekilde vurmak demektir.
 
Maç öncesi Fethiyespor atkımızı takıp kordonda yürümek demektir. Pankart asmak, duba davul çalmak demektir. Bugüne kadar üç büyükleri tutmuş olabilirsin ama artık bundan sonra şehrinin yani SENİN takımını tutmak demektir.
 
Çalıştığın yere onun bayrağını asmak demektir. Gittiğin her yere onu da götürmek demektir. Belki içinizden ‘’ ulan tribünün üstünün kapanması bu kadar mı önemli ‘’ diyorsunuz. Tabiki hayır, çünkü konu tribün değil TRİBÜN KÜLTÜRÜ VE  ŞEHRİNİN TAKIM SEVGİSİ dir.
 
  
blog6
Son olarak; maraton triününde bulunan orta iki direk arasında bağırmak utanılacak bir durum değildir. Bundan sonra 90 dakika bağırmak için herkesi  buraya bekliyoruz. Gurbette bizleri tv den veya web ten izleyen hemşerilerimize  sesimizi daha güçlü duyurmak bizim görevimizdir. 
 
 
blog5

Fethiyemize gelmiş yerleşmiş olan ve Fethiye spor’ un hiçbir maçını kaçırmamaya özen gösteren İngiliz, Alman dostlarımız… İyi ki varsınız, çok teşekkürler.

 Son senelerde kadın ve çocuklarımızın stattaki sayılarının artışı bizleri fazlasıyla sevindiriyor ve takımımıza olan inancımızı arttırıyor. Bir özel teşekkür de onlara gelsin….

1461 Trabzon maçında ki bu güzel tribünü, içerdeki her maçta görmek dileğiyle…
 
FETHİYELİ BAŞKA SEVER, FETHİYE BAŞKA BİR YER…
 
Yazar : Deniz Akyol | www.twitter.com/deniz48f 
 
 deniz akyol fethiyespor
 
 

“Tribün Kültürü ve Fethiye” için bir cevap

  1. şaban tokgöz dedi ki:

    tebrikler kardeşim. çok güzel yazmışsın tebrik ediyorum. bir abiniz ve fethiyespor sevdalısı olarak fethiyesporumuza katkısı olan herkesi sevgiyle kucaklıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fethiyespor 1933 Hakkında

Ortak paydası ‘sadece Fethiyespor menfaatleri’ olan bir grup Fethiyespor taraftarı tarafından kurulmuş, Fethiye’den İngiltere’ye, Urfa’dan Kanada’ya, Rusya’dan Norveç’e, birbirini hiç görmemiş Fethiyespor sevdalılarının yaşattığı bir platformdur. Varoluş sebebimiz, Fethiyespor isminin olduğu her yerde, gördüğümüz yanlışları kimseden çekinmeden dile getirmek, mevcut doğruların daha da ileriye taşınmasına katkı sağlamaktır. Bu sitede yer alan haber, makale ve diğer paylaşımlar, Fethiyespor Kulübünü ve Fethiyespor taraftarının tümünü bağlamaz. e-posta : info@fethiyespor1933.com