Ali Dere

Forma Numarası42
İsimAli Dere
Doğum Günü29.09.1992
Yaş28
Sezon2013-2014
PozisyonSol Açık
Oynadığı Maç12
Goals0
Assists0
Takıma Giriş28.08.2013
Doğum Yeri Bolvadin

Profil

Sözleşme Bitiş : 31.05.2014
Geldiği Takım : Torku Konyaspor (Kiralık)

Maç Kategorisi Toplam Maç Toplam Gol
Türkiye Kupası 1 0
Süper Lig 20 2
PTT 1. Lig 51 2
Özel Turnuva ve Kupalar 4 1
Özel Maçlar 4 1
DSGL 29 2
Bölgesel Gençlik Geliştirme U18 1 0
Avrupa Şampiyonası 6 2
A2 Ligi 34 1

 

 


 

 

RÖPORTAJ (27.02.2013 | konyasporadair.blogspot.com)

O Konya’nın son zamanlarda en gözde isimlerinden bir tanesi… Genç yıldız Ali Dere ile sizler için güzel bir sohbet gerçekleştirdik. İşte o sohbetin ayrıntıları…

Konyasporadair: Ali en başından başlayalım istersen, futbolla tanışman nasıl gerçekleşti?
Ali Dere: Futbola birçok çocuk gibi bende sokak aralarında başladım. Onlardan farkım ise futbola çok daha fazla tutkun olmamdı. Sabahın köründe dışarı çıkar, arkadaşlarımı toplar, gün boyu futbol oynardım. Sonrasında akşam olur eve gider yatardım ve bir an önce sabah olsun isterdim. Okul zamanında da bu değişmedi. Öğlenciysem sabah 9 da evden ayrılırdım, okulumuzun arkasındaki alanda okul saatine adar futbol oynardım. Maç sonrası rezil bir şekilde yaka bağır dağılmış bir vaziyette derslere girer, son zil sonrası akşam ezanına kadar yine devam ederdim.

KSD: Profesyonel anlamdaki başlangıcın nasıl oldu? Konyaspor’la ne zaman tanıştın?
AD: Bir akşam vakti evde yemek yerken tv de “Futbol star seçmeleri Konya’da” reklamını gördüm. Elimde ne varsa bırakıp babama bakmışım. Ağzımdan bir kelime çıkmıyor ama babam anladı tabi. Babamda anneme baktı sonrasında, annemse kesinlikle karşı çıktı. “Hayır bu çocuk zaten zayıf, ölüp gidecek…”
Tabi babamla ben galip geldim ve seçmelere gittik. Ama ne seçme… Malzeme verdiler forma büyük gelir, şort desen düşer. Babamda etrafa bakıyor ve “Keşke çocuğun morali bozulmasa” diyormuş. Etrafımda benimle birlikte olan herkesin cüsseleri o zaman için yerinde, ben küçücük. Tabi seçmelerde 3 gol atıp 1 asist yapınca beni seçtiler. Ertesi gün Konyaspor çok baskı yaptı ve Konya’da kaldım. Sonrasında da tesadüflerle dolu profesyonel futbol hayatım başlamış oldu.

KSD: Aklında var mıydı peki Konyaspor? Bir gün o formayı taşıma gibi hayallerin var mıydı?
AD: Futbol starda seçmeleri geçmiş olsam da İstanbul’a gidemedim. Bende gitmek istemedim açıkçası. Hayalim hep Konyaspor olmuştu. Zafer’den geçerken o binada Konyaspor yazısını görüyordum ve hep bana da nasip olur mu acaba diyordum. Kalbim temizmiş ki nasip oldu. Bir şeyi de itiraf etmeliyim belki de Konyaspor’un kapısından içeri girdiğimde ofsayt nedir bilmiyordum. Yıldızlara başladığımda da bilmiyordum ofsaydı…

KSD: Yıldızlarla birlikte Konyaspor’ adım attın. Nasıldı o günler, mevki olarak nerede başladın futbola?
AD: Yıldızlar takımına girdiğimde yedektim daha… Muhammed abi’nin (Muhammed Yürükuslu) yedeğiydim. İlk olarak forvet olarak başladım, sonrasında hocamın isteği ile kanatlara geçtim. Sonrasında gol atmayı unutturdular bana. O kadar fazla gol şanssım vardı ki, vurduğum gol oluyordu diyebilirim. Sonrasında asist asist derken, PAF’ta asist kralı oldum.

KSD: Peki ya sonrası? Buralara gelebileceiğini düşünüyor muydun?
AD: Ben açıkçası buralara kadar gelebileceğimi hiç tahmin etmiyordum. İçimde hep bir korku vardı. Takım arkadaşlarımın hepsi benden büyüktü. Ömer Zengin o zaman genel koordinatördü. Benim üzerimde çok emeği vardır. O sezon biz yıldızlarda gruplara gidemedik. Ertesi sene benim yaş grubum başladı yıldızlara… O sezon çok iyi bir çıkış yakaladım. Ertesi sene B gençlere başladım ve orada hiç oynamadan BAL ligine gittim. Orada da hiç oynamadım yedek bekledim 10. Haftaya kadar. O hafta Konya Şeker’e karşı oynadım ve 2 asist yaptım o zamandan sonrada hiç yedek kalmadım. 17 yaşımda da Hüsnü Hocamın zamandı A takıma yükseldim.

KSD: Ali genç takımlarda oynarken sende diğer arkadaşların gibi top toplayıcılık yaptın elbette… O günlerden biraz bahseder misin? Saha kenarında neler düşünüyordun?
AD: Ben top toplayıcıyken, şu oynadığım zamandan daha heyecanlıydım. Maça çıkarken elbette heyecanlanıyorum ama o zamanlarda topu elimle bile atarken yanlış atar mıyım korkusu yaşıyordum. Futbolcu topu istiyor ama bunu nasıl yapayım diye çok tereddüt yaşıyordum içimde. Neca’yla fotomu paylaştım geçtiğimiz günlerde mesela o benim idolümdü. Maç sonları gider elini sıkardım, forma falan istemezdim. Cesaretimi toplayamıyordum, o gün “Neca abi bir foto” dedim o da hemen kolunun altına aldı beni. O günden beri saklıyorum bu güne nasipmiş. Sezon başında bir foto daha çekildik, sonra onları yan yana getirdim ve kendisine gösterdim. Beni bıraktı kendisine baktı; “Ben böyleymiş miyim” diyor.

KSD: O günlerden sakladığın bir hatıra var mı peki fotoğraf dışında?
AD: O zamanlardan bende kalan hiçbir şey yok. Çok istedim ama bana kimse vermedi tekmelik falan. Hiç nasip olmadı. İbrahim Üzülmez’den istedim maç sonu dedi ama 1 – 1 kaldığımız maç sonrası unutup içeri gitmişti. Fırat abiden istemiştim Konyasporlu ağabeylerimizden, “Fırat abi malzeme verir misin?” demiştim… “İzin vermiyorlar malzemeciler” demişti, yalan söylüyor sanıyordum halbuki doğruymuş bizde aynı şeyleri yaşıyoruz. Ben hiç alamadım malzeme yani, hiç nasip olmadı.

KSD: A takıma yükselme konusunda neler düşünüyordun o günlerde?
AD: Mesut Hoca bana hep bir zamanı var diyordu. Bense heyecanlıydım, hep gitmek istiyordum. Mesut Hoca’nın da sürekli peşindeydim. PAF’ta 30 – 40 maç yapmıştım. Hocam bana sürekli “Bekle, onlar seni çağıracak ve geri dönmeyeceksin orada kalacaksın” demişti. Neticesinde de Antep Belediye maçı sonrası hem milli takıma hem de A takıma çağırıldım. Hocam da bana “Bak gördün mü sana demiştim” dedi. Benim için bir kilometre taşı oldu o maç.

KSD: Ya milli takım?
AD: Ben milli takımda oynayacağımı hiç ama hiç tahmin etmiyor bunun hayalini bile kurmuyordum. Milli forma benim için tv başında keyifle izleyeceğim maçlarda futbolcuların giyeceği bir formaydı. Ona ulaşmak gibi bir hayal bile kurmuyordum. Nijerya’da arkadaşlarım oynarken ağlamıştım ama “Neden ben orda yokum?” diye ağlamıştım. Sonrasında da Ömer Ali ile birlikte Rusya’ya gittim. İyi ki de öyle olmuş. O olmasaydı ben orayı kaldıramazdım. Kimse benle konuşmuyor, Azerbaycan maçında gol attıktan sonra her şey değişti tabi…

KSD: A takımla ilk maçından da bahseder misin biraz?
AD: Ben ilk kez A takım formasını Fuat hoca zamanında giydim. Ç.Rizespor maçıydı, son 20 dakika sahadaydım. Bırakın heyecanı falan göz yaşlarımı tutamadım. Ben kestim Poljac vuramadı, Eser abi golü atmıştı. Sahanın içinde Mehmet Yıldırım hocam gelmişti, “İlk maçım galip geleceğiz” demiştim. Berabere kaldık ama benim hayatımın en heyecanlı maçıydı. Kenarda ısınıyordum çağrılana kadar , sahaya atlamak istiyorsun ama taraftar da senin çekinmene neden oluyor. O güne kadar 15 – 20 taraftara oynamışsın hep çünkü. Hoca beni Ali diye çağırdı, tüylerim diken diken oldu. Sonra oyuna adım attım, kalp atışlarım hızlandı. Pasıydı, ileriye çıkmasıydı derken alışıyorsun ve zevk almaya başlıyorsun.

KSD: O ilk maç sonrası neler yaşadın?
AD: O maçın ardından bilmediğim numaralardan falan mesajlar aldım. Sanırım 24 cevapsız arama 12 – 13 de mesaj vardı. Eve geldim içeriye gireceğim annemin gözleri kıpkırmızıydı. Ama inanın o zaman bile bu kadar devam edebileceğimi düşünmüyordum. Ama Konyaspor bambaşka bir kulüpmüş, ben bunu yaşayarak gördüm.

KSD: Ali hep bir kötüyü de düşünme durumun var gibi? Bunun altında yatan sebep ne?
AD: Bu hayatta hep iki taraflı düşünmen gerekiyor. Ben bunu yaşayarak öğrendim. Her zaman olmazsa fikrini kafanın kenarına yazman gerekiyor. Yıldızlardayken bir tercih yaptım mesela. Ya futbol olacaktı ya da okula devam edecektim. Kararımı verdim ve futbolu sürdürdüm. Ailem istemese de futbola devam etmiştim. Çünkü artık bir yaşam stili benim için. Bir ara öğrenci kardeşlerimizle bir araya geldiğimiz de bir soru sormuşlardı; “Futbol para mı aşk mı?” diye. Cevabım; “Benim yaşımda aşk, sizin yaşınızda sevgi, otuzlu yaşlar sonrası ise para” demiştim. Sakat olduğunuzda zaman geçmiyor gerçekten. Antrenman yapıyor arkadaşların gidip izlemek istiyorsun, en azından kafama kazıyım istiyorsun. İşte bu şekilde hayatının değişilmezi oluyor.

KSD: Annen biraz tepkili miydi futbolcu olmana?
AD: Okan Buruk’un ayağı kırılmıştı. O zamanlar bende daha çok küçüğüm. Emre Belezoğlu falan maçta sakatlanıp çıkıyor. Annem onları görünce babama, “Olacağı varsa da bu çocuğa izin vermeyeceğim” derdi. Bu nedenle maçın sert geçeceğini tahmin edersem anneme izlettirmem maçlarımı. Annem halende istemiyor futbolcu olmamı. Ona göre ben öğretmen olmalıyım. Babamsa benden daha çok istiyor belki de… Annemin hafta boyunca idmandan eve gelince ilk sorusu “Bir şeyin var mı?” oluyor. Annem halen stadyumda maç izlememiştir.

KSD: Peki ya ailenin geri kalanı?
AD: Aile genelinde de durum pek farklı değil aslında. Amcam mesela her konuşmamızda; “Ağır ağır git” diyor. Ne demek oluyorsa, hala çözemedim. Eniştelerimse maçlara gelirler genellikle… İzmir’de ki eniştem oradaki maçımızda mutlaka tribündedir, Konyaspor’u çok seviyor. Aile ile hep bir araya geldiğimizde konuşulanlar aynı; “Sana niye top atmıyor?” “Bak sana pas atsa gol olurdu.” “Bu çocuk seni sevmiyor”… Halbuki bahsettikleri kişi en çok sevdiğim arkadaşlarımdan. Maç içerisinde ister istemez o nabızla düşünemiyor. Tabi bunları anlatmak gerçekten zor.

KSD: Sahaya girerken herhangi bir uğurun var mı?
AD: Sahaya girerken öncelikle olarak “Annem, babam için” derim. Sonrasında elbette dualarımı eder ve öyle girerim ama önceliğim annem babamdır. Sonrasında duamı ederek her şeyin iyi gitmesini temenni ederim.

KSD: Ali peki ilk golünü anlatır mısın?
AD: Benim o golden sonra sesim çıkmadı. Süper Lig’deki ikinci maçımdı. Oyuna girdiğimde tabela 90’ı gösteriyordu. Keşke ayağıma top gelse de iyi kullansam diyordum. Beraberlik o kötü süreçte deplasmanda çok iyi bir puandı. Top ayağıma geldi, hoca taç dedi. Kendi kendime “Bak gördün mü ayağına değmeden maç bitiyor” dedim kendi kendime. Taç kullanıldı, Emre abi topu bana attı. Sonrasında olaylar gelişti ve gol oldu. Aslında golü görmedim filelerin sallandığını gördüm ve formamı çıkartıp kulübeye koştum. O arada sesim çıkmadığını biliyorum. O mesafe boyunca da herkes geliyor aklınıza. Sizin golünüzle sevinenler, aileniz, taraftarın coşkusu… Sizin şehriniz ve siz onu galibiyete taşıyorsunuz. Bunun güzelliği tarif edilemez.

KSD: Maç sonrası Konya’ya dönüşü de anlatır mısın biraz…
AD: O gün maç sonrası elbette sabaha kadar takılmaları devam etti. Az öncede dediğim gibi ilk golümdü. Veli abiyle oturuyorum o sıra otobüste, sabaha kadar, Konya’ya gelene kadar beni oturtmadılar Açıkçası golün keyfini süremedim. Genç bir oyuncu olduğum için böbürlenmeme izin vermediler.

KSD: Son olarak şu bilmeceyi de çözelim istersen, Ali Dere nereli?
AD: Abi o konu aslında çok basit. Ben Konyalıyım ve bir gün futbolu bıraktığımda da Konyalı Ali, Konyasporlu Ali olarak hatırlatmak isterim. Evet doğrudur Afyon’da doğdum ama ben Konyalıyım. Annem, babam buralı. Bunu bir çok yerde anlatmama rağmen halen herkes “Ali Afyonlu mu? Konyalı mı?” tartışması yapıyor. Ben Konyalıyım ve bu futbol hayatımda bittiğinde Konyalı Ali olarak hatırlanmak en büyük hayalim.

 

KAYNAK
http://konyasporadair.blogspot.com/2013/02/bir-gun-futbolu-braktgmda-beni-boyle.html

YouTube Preview Image